11 Şubat 2012 Cumartesi

YUNAN MİTOLOJİSİNDE İKTİDAR MÜCADELESİ

Yunan mitolojisinde evrende önce Kharos (boş uzam, boşluk, kaos) vardı. Khaos’ tan Yerküre/Toprak (Gaia) doğdu, sonra Gökyüzü (Uranos) sonra dağlar  ve en sonra da Deniz (Pontos)…
Kharos, ayrıca, derinliklerin sisi Erebos’ u, cehennem karanlıkları ile Gece’ yi (Nyks) de yarattı. Gece’ den de dişil bir tanrısal varlık olan Gündüz (Hemera) doğdu…
Gaia ile Uranos’ un birleşmesinden canavar varlıklar doğdu. Bu canavarlar yıkıp, yok eden güçlerin temsilcileri oldular.
Gaia, Uranos, dağlar, Pontos, Nyks, Gündüz’ den sonra, yani evrenin oluşumu tamamlandıktan sonra, Titanlar doğdu. Titanların doğuşuyla evrende theogonia yani tanrıların doğuşu başladı. Titanlar erkek ve dişildirler. Erkek Titanlar; Okeanos, Koios, Krios, Lapetos, Hyperion ve Kronos’ tur. Dişil Titanlar ise; Thia, Themis, Mnemosyne, Phaibe ve Teths’ tir.
Gaia ile Uranos’ un birleşiminden, alnının ortasında tek gözlü ve çok güçlü olan Kyklopslar doğdu. Bunların isimleri; Bronte (Gök Gürültüsü), Steropes (Yıldırım) ve Arges (Şimşek)’ tir.
Gaia’ nın son doğurduğu üç varlık, Hekatonkheirler ya da Yüz Kollular’ dır. Bunların isimleri; cezalandıran anlamına gelen Kottos, güçlü anlamına gelen, Briareos ve çok kollu bacaklı anlamına gelen Gyes’ tir. Bunlar kibirli, sert, öfkeli ve yüz kollu, elli başlı devlerdir.
İlk tanrısal çift olan Gaie ve Uranos’ un birleşiminden doğan oğullar Uranos’ un nefretiyle doğar doğmaz toprağa gömülüyordu. Uranos’ un öfkesinin sebebi, doğan oğulların egemenlik kavgasına girmek isteyecek olmasıydı. Bu sebeple, doğan her oğul, toprağın altına konulup, gün ışığı görmeleri yasak bir halde yaşıyorlardı. Fakat Gaia, Uranos’ un bu yasağından üzüntü duymaktaydı. Demirden bir orak yapan Gaia bunu oğullarından biri olan Kronos’ a verir. Gaia ile cinsel birleşme yaşayacağı anda Kronos, babası Uranos’ un hayalarını kesip arkasındaki Aigaion Pelagos (EgeDenizi)’a atar. Kranos, babasını erkeklikten yoksun bırakarak birincil kuşak tanrıların egemenliğine son vermiş ve ikinci kuşağı başa getirmiştir. Antik Yunan’ ın çok önemli ozanlarından Hesiodos, Kronos için şunları yazmıştır:
Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya,
O art düşünceli tanrı,
En belalısı Toprakoğullarının,
Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına.
Kronos’ un, babası Uranos’ un hayalarını kesmesi tanrı kuşakları arasındaki ilk çekişmedir. Uranos’ un erkeklik organından akan kanlardan Erinys’ ler ve spermasından da Aphrodite doğmuştur.
Kronos,  Rheia ile birleşir ve Rheia ona üç erkek ( Hades, Poseidon, Zeus) , üç kız (Hestia, Demeter, Hera) doğurur. Kronos da babası gibi egemenlik korkusuna düşüp, doğan oğullarını yemeye başlar. Fakat Rheia da tıpkı Gaia gibi bu duruma daha fazla razı olmak istemez. Gebe kaldığını anladığında Arkadia’ daki Lykeion Dağı’ na gider ve orada Zeus’ e doğurur. Zeus büyükannesi Gaia tarafından Girit’ e götürülür ve orada birer Nymphe (gelin, dişil tanrısal varlıklar) olan Adrasteia ile Io’ ya emanet edilir. Zeus büyüdüğünde babası Kronos’ a diğer kardeşlerini kusturur, sonra da Uranos’ un yeraltına kapattığı devlerden gökgürültüsü, şimşek ve yıldırımı aldıktan sonra Olympos tanrılarının egemenliğini kurmaya başlar. Bunun için Titanlarla savaşır ve yüz kollu devlerin yardımıyla bu savaşı kazanır. Evrende yetkileri paylaştırır, buna göre; kendine göğün ve yerin krallığını alır, kardeşi Poseidon’ a denizi, diğer kardeşi Hades’ e ise yer altı ülkelerini verir.
Zeus tanrıların en büyüğü, tanrıların babası olarak adlandırılır. Tüm krallar ‘diotrephes’ yani, Zeus’ tan doğma, Zeus’ tan yetişmedir.
Son olarak doğuşu ile ilgili süreci Hesiodos Theogonia’(tanrıların soylarını anlatan kitap) da şöyle anlatır:
Rheia Kronos’un yatağına girince
Şanlı evlatlar doğurdu ona:
Hestia, Demeter, altın sandallı Hera
Ve güçlü Hades, yerin altında oturan,
Toprağı sarsan, uğultulu tanrı Poseidon,
Ve temkinli Zeus, tanrıların ve insanların babası,
Yıldırımları yeryüzünü titreten.

Ama koca Kronos yiyordu ilk çocuklarını
Analarının kutsal karnından çıkıp da
Dizleri üstüne oturdukça her biri.
Korkuyordu Uranos’un mağrur torunlarından biri
Ölümsüzler arasında kral olacak diye.
Gaia ve Uranos bildirmişlerdi ki ona
Ne kadar güçlüler güçlüsü de olsa
Kendi oğluna yenilmekti kaderi.
Buydu çünkü Zeus’un istediği.
Onun için gözü pusudaydı her zaman,
Doğan çocuklarını yiyordu birer birer
Ve Rheia sonsuz yaslar içindeydi.
Ama Zeus’u dünyaya getirdiği gün
Yalvardı Toprak’a ve yıldızlı Gök’e
Gizli doğurabilsin diye çocuğunu,
Öcünü alsın diye babasının
Ve hain Kronos’un yediği bütün çocukların.
Anası babası dinlediler kızlarını
Ve bildirdiler ona Kader’in ne hazırladığını
Kral Kronos’a ve coşkun yürekli oğluna.

Sonra bereketli Girit’te Lyktos’a götürdüler onu,
Son oğlu büyük Zeus’u doğuracağı gün.
Ulu Toprak tanrıça aldı çocuğu
Besleyip yetiştirmek için koca Girit’te;
Hızlı gecenin karanlıklarından yararlanıp
Diktos tepelerine götürdü onu,
Sık ormanlarla kaplı Aigaion eteklerinde
Kutsal toprağın gizli derinliklerinde
Ulaşılmaz bir mağaraya sakladı onu,
Sonra koca bir taşı bezlere sarıp
Verdi göklerin güçlü oğlu Kronos’a,
O da yakalayıp iki eliyle taşı
Yuttu indirdi uğursuz midesine,
Anlamadı yuttuğunun bir taş olduğunu,
Oğlununsa dipdiri kaldığını,
Ve az sonra yenilmez, baş olmaz gücüyle
Babasının hakkından geleceğini,
Onu tahtından atıp yerine geçeceğini,
Ölümsüzlerin kralı olacağını.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder